hayır,
öyle imkansız şeyler de değil gösterdikleri. sevilen ve seven insanlar,
gün doğumunu ve batımını izlemek, yıldızlı bir gökyüzü, boyalarla dolu
bir ev, bir çiftlik; böyle şeyler.
biraz
akıllanınca televizyondan uzaklaştın, kendini internete hapsettin şimdi.
burada da o mümkün görünen ama imkansız olan hayallerden var, hem de
milyonlarca. el ele tutuşup gülümseyen insan yüzleri, küçük bir seyahat.
ne kadar olası görünüyor değil mi? ama değil. hem de hiç. bizim için,
hazırlanılması gereken sınavlar var. o yönetmenler ve oyuncular, gala
gecesinde giydikleri topuklu ayakkabılarını çıkarınca lüks otel
odalarındaki koltuklarına çöküyor ve ölümü düşünüyorlar. onlar da
mutsuzlar bence, sadece daha elit bir mutsuzluk. bir düşünme eşiğini
geçince mutsuz olmaktan başka çaren kalmıyor. filmler ve romanlar sahte,
hayal ürünü saçmalıklar. ben de çok severim onları, ancak saçmalık
hepsi. bunu herkes biliyor.
hayatımızın günün
birinde onlardaki gibi olacağına inandırılıyoruz. sonra da acı
çekiyoruz. beklentiyi düşük tutmak için artık çok geç. ben zehri kaptım.
yine de benim hayallerimi yaşayanlar var. peki onlar mutlu mu? bilemem.
bence benden mutlular.
her akşam aynı döngüye giriyorum, sabahın ilk ışıklarıyla yeni umutlar beliriyor ve her akşam yeniden sönerek döngüyü kapatıyorlar.
her akşam aynı döngüye giriyorum, sabahın ilk ışıklarıyla yeni umutlar beliriyor ve her akşam yeniden sönerek döngüyü kapatıyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder