1 Ağustos 2015 Cumartesi

...

"küçüksün, televizyon seyrediyorsun. binlerce hayat, renkli sahneler, blooperlarını izlemekten korktuğun anlar. şahit oluyorsun tüm bunlara, büyüyünce onlar gibi yaşayacağına inandırılıyorsun.

hayır, öyle imkansız şeyler de değil gösterdikleri. sevilen ve seven insanlar, gün doğumunu ve batımını izlemek, yıldızlı bir gökyüzü, boyalarla dolu bir ev, bir çiftlik; böyle şeyler. 

biraz akıllanınca televizyondan uzaklaştın, kendini internete hapsettin şimdi. burada da o mümkün görünen ama imkansız olan hayallerden var, hem de milyonlarca. el ele tutuşup gülümseyen insan yüzleri, küçük bir seyahat. ne kadar olası görünüyor değil mi? ama değil. hem de hiç. bizim için, hazırlanılması gereken sınavlar var. o yönetmenler ve oyuncular, gala gecesinde giydikleri topuklu ayakkabılarını çıkarınca lüks otel odalarındaki koltuklarına çöküyor ve ölümü düşünüyorlar. onlar da mutsuzlar bence, sadece daha elit bir mutsuzluk. bir düşünme eşiğini geçince mutsuz olmaktan başka çaren kalmıyor. filmler ve romanlar sahte, hayal ürünü saçmalıklar. ben de çok severim onları, ancak saçmalık hepsi. bunu herkes biliyor.

hayatımızın günün birinde onlardaki gibi olacağına inandırılıyoruz. sonra da acı çekiyoruz. beklentiyi düşük tutmak için artık çok geç. ben zehri kaptım. yine de benim hayallerimi yaşayanlar var. peki onlar mutlu mu? bilemem. bence benden mutlular.

her akşam aynı döngüye giriyorum, sabahın ilk ışıklarıyla yeni umutlar beliriyor ve her akşam yeniden sönerek döngüyü kapatıyorlar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder