Hiç kadınların askıdaki kıyafetleri
hunharca karıştırdıkları bir mağazanın ortasında, yere
oturmuş, elinde kağıt kalemle çalan şarkıyı dinleyip sözlerini
not alan birine rastladın mı? Uzun kahverengi saçlarını bile
bile suratına düşürmüş, kollarını avuçlarına kadar çektiği
hırkasına sarılmış bir kız. Louis louis'yi böyle keşfetmiştim.
Uykusuz gözlerimle okulu asıp kızılay sokaklarında dolaşırken,
belki de dandik bir sınavı bile bile kaçırdığım o günlerden
birinde. Güzel bir şarkıyı yeniden dinleme fırsatını sonsuza
dek kaybetme fikri beni hep korkutur. Tıpkı sevdiğin birini
kaybetmek ve onun asla yeniden dünyaya gelmeyeceğini bilmek gibi;
bir daha aynısını yazmanın imkansız olduğu bir şarkıyı bir
daha asla duyamayacak, o şarkıya asla eşlik edemeyecek, daha da
kötüsü günün birinde ne kadar güzel olduğunu unutacak olmak.
Karanlık bir odadayım. "Ne
olabilirdi" diye düşünüyorum, bu soru beynimi yakıyor.
Başka biri olabilirdim, mümkündü bu; daha güzel, daha zeki, daha
iyi, daha başarılı olabilirdim. Bazıları elimdeydi ve bazıları
değildi ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım her
zaman. Yine de yetmiyor, bu yetersizlik hissi beni öldürüyor. Her
sabah uyandığında aklına gelen ilk cümlenin "yeterince iyi
değilsin" olduğu bir insan düşün. Bu insan yaşamayı ne
kadar sürdürebilir? Vücudunun fonksiyonlarına yerine getirdiği
bir 'yaşamak'tan öte, yaşadığının farkında olduğun bir
'yaşamak'tan bahsediyorum ben. Hayatının bir amacının olduğu,
sevdiğin insanların seni sevdiği, kimseye zarar vermeden yürüdüğün
bir yolda bir bomba tarafından havaya uçurulma ihtimalinin hiç var
olmadığı, diğer insanları izlemek ve onların mutluluklarına
tanık olmak yerine o renkli hayatın içinde yer alabildiğin bir
'yaşamak'tan bahsediyorum.
Beni diğerlerinden farklı kılan tek şey, hiç de
normal olmayan bir ölçüde yalnız olmamdı. Yalnız bırakılmam
değil, yalnız kalmam. Bunun nedeni de yalnız hissetmemdi. Beni
anlamayan insanların ucuz sohbetlerine katılmak yerine hüzünlü
şarkılar dinleyip hayal kurmayı seçmiştim. O yıllardan geriye
kalan pek azının gerçekleştiği bir hayaller yığını ve
binlerce güzel şarkı. Değdi mi? doğumumun sonsuz, sınırsız
ve hiçbir anlamı olmayan tesadüflerden biri olduğunu
kabullendiğim gün hiçbir şeyin hiçbir şeye 'değmediğini' anladım. Hayat, ilerde gülümsenerek anılacak ve öldüğün gün
hiçbir değeri kalmayacak hatıralardan ibaret. Beni mutlu
etmeyecek şeyleri yapmaktan vazgeçtiğim için mutlu olabileceğim
o nadir anları çöpe atmasam her şey daha katlanılır olabilirdi.