Yazmaya hazır olduğumda bahsetmek istediğim milyonlarca şeyi ayıklamam gerekiyor. Yazmanın en zor aşaması bu olabilir. Vurgulanması gereken bazı noktaları "egom el vermediğinden" kırptığım zamanlarda yazmaktan soğuyorum. Önce yazdıklarımı güzelce karalıyor, sonra da kalemi büyük bir öfkeyle odanın öteki ucuna fırlatıyorum. Dürüst değilsem, karaladıklarımın bir kurgudan farkı kalır mı?
Olmak istediğim milyonlarca 'ben' var. Bazen resim çizmek, rengarenk boyalar kullanmak, perdeleri açıp pozitif davranmak istiyorum. Öte yandan yıllardır benimle olan o karamsar tarafım; yağmuru, sonuna kadar indirilmiş storu, loş ışığı ve üşümeyi seviyor, bana renklerin koyu tonlarını seçmem için telkinde bulunuyor.
Bazen de bir bilim insanı olmak istiyorum. Derslerime odaklanmak, deli gibi çalışmak, çok iyi bir hekim olmak. Ama karşıma çıkan insanlar, duyduğum sözler, internette her gün okuduğum, gördüğüm o sınıflandırmalar beni çileden çıkarıyor. Asıl amacımdan sapıp duruyorum. Kendimi eve kapatıyorum, dışarı adım atmak bile istemiyorum. İnsanlarla konuşmak, tanışmak beni yoruyor ve bu dışa dönük birinin anlayabileceği bir şey değil.
Samimi olduğum kişilerin yanında ölümüne rahatım, bazen onları delirten, onları sorgulayıcı şeyler söylememe sebep olabilecek bir rahatlık. Hiç tanımadıklarımla konuşamıyorum bile. Çünkü insanlardan çok korkuyorum, onları anlayamıyorum. Hayatlarına yeni birilerini sokarken son derece rahatlar, zevk alıyorlar bundan. Ben, benden kaçıp gideceklerini düşündüğüm için hep diken üstündeyim -ki genelde haklı çıkıyorum.
Ne anlatmak istediğimi bilmiyorum dürüst olmak gerekirse. Belki de sadece, daha önce yüzlerce kez yazdığım birtakım şeyleri tekrarlamam gerekiyor. Hayal kırıklığına uğramamak için gölgelerde yaşamaktan da, kendimi aşmak için attığım her adımda hayal kırıklığına uğramaktan da bıktım ve bu, bir çeşit döngü halini aldığından beri hayattan keyif alamıyorum. Umarım bir şeyler düzelir, demenin beni bir yere götürmediği çok açık. Çözümler arıyorum, çözümleri bulsam bile onları uygulamak için kılımı kıpırdatmıyorum. Daha çok, gürültüleri bastırmak için müzik dinliyorum, başka dünyalara odaklanmak için filmler izliyorum ve o tuhaf halüsinasyonların beni iyileştirdiğini düşünerek her gün aynı yerde sayarken, ilerlediğim yanılgısına kapılıyorum.
Umarım da demeyeceğim, keşke sözcüğünü de kullanmayacağım. Kişilere ve olaylara anlamlar da yüklemeyeceğim çünkü her şeyin bir tesadüf olduğunu pek tabii biliyorum. Tuhaf gece yarısı saatleri ve sadece yazmaya ihtiyacım vardı. Hepsi bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder